Hastane Davalarına Bakan Avukat

Hastane Davalarına Bakan Avukat

Maddi ve manevi tazminat davaları ve iş davaları ile sağlık sektöründeki müvekkillerine de hukuk hizmet veren hastane davalarına bakan avukat hakkında derlediğimiz faydalı bilgiler

Bu yazımızda hastan davalarına bakan avukatların çalıştığı konular, karşılaştıkları davalar ve tanıklık etttikleri vakalardan bahsedeceğiz. Hastane davalarına bakan avukat hakkında öncelikle şu söylenebilir, tedavi amacıyla sağlık hizmeti almak için başvuran hasta ile bu hizmeti veren hastane arasındaki hukuki ihtilaflara bakan avukat hastane davalarına bakan avukattır denilebilecektir. Hasta tedaviye ihtiyacı olup sağlık hizmeti alan ve diğer insanlara nazaran güç durumda olan bir bireyi ifade etmektedir. Hasta hekim ve hastane ilişkileri kökeni eskilere dayanan bir ilişkidir. Bu ilişkide tarih boyunca çeşitli ihtilaflar çıkmış, filozoflar, hukukçular ve tıpçılar bu meselelere kafa yorarak uyuşmazlıkları çözümlemeye çalışmışlardır. Bu ilişki çerçevesinde tıp etiği ile tıbbi deontoloji disiplinlerinden beslenen sağlık hukuku ile toplumlarda hukuki bir düzen oturtulmaya çalışılmıştır. Bu noktada tıbbi deontoloji ile birlikte sağlık hukuku ve münhasıran tıp hukuku oldukça önemli bir disiplindir.

Mevzuatımızda tıp hukukunun ilgilendiği konular bakımından Hasta Hakları Yönetmeliği önemli bir yönetmelik hükmü olup hastanelerin yükümlülüklerini belirleyen temel bir metin niteliğindedir. Hasta Hakları Yönetmeliği'ne internet sitemizin dokümanlar sekmesinden ulaşabilirisiniz. Bunun yanı sıra Özel Hastaneler Yönetmeliği ile Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu da önemli mevzuat hükümleridir. Hastane davalarına bakan avukatların iyi bildikleri ve bilmesi gereken hükümleri içermektedir. Hasta Hakları Yönetmeliğinde hekimlerin yani doktorların yükümlülükleri arasında sayılan ve sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkına ilişkin yer alan başlıca hükümler şu şekildedir:

Hasta Hakları

Hasta haklarına ilişkin mevzuatımızdaki temel dayanak, 23420 sayılı Hasta Hakları Yönetmeliği'dir. Yönetmelikte hasta hakları ile doktor ve hastane yükümlülükleri belirlenmiş olup uygulamadaki birçok sorunda yönetmeliğe atıf yapmak mümkündür.

Her hasta, sağlık hizmeti veren hekim ve diğer sağlık personeli tarafından adalet ve hakkaniyete uygun olarak sağlık hizmeti alma hakkına sahiptir. Buna göre örneğin bekleyen hastalar arasında ırk, din, yaş veya cinsiyete dair bir ayrım yapılamaz. Her hasta tedaviye ulaşma konusunda eşit haklara sahiptir ve hakkaniyete göre tıbbi tedavi hizmeti alırlar. Dolayısıyla hastaların adalet ilkesine uygun şekilde sağlık hizmeti almaları ve hekimlerin hipokrat yeminine uygun olarak yükümlülüklerinin bulunduğu belirlenmiş olmaktadır.

Hastalar hangi sağlık hizmetlerinden yararlanacakları konusunda bilgi isteme haklarına sahiptirler. Bu doğrultuda hastaneler hastaya gerekli bilgileri temin edecek yetkinlikte sağlık personeli bulundurmakla yükümlüdürler. Aşağıda aydınlatma kapsamında da değinileceği üzere kişinin sağlık alanına müdahalede bulunulması, hasta özerkliğinin gözetilerek ve hasta tam olarak bilgilendirilerek hastadan rıza alınması ile mümkündür. Yeterince ve gereğince bilgilendirilmemiş hastanın rızası bu konuda geçerli sayılamaz.

Hastaların bilgilendirilmesi aslında hekimlerin aydınlatma yükümlülüğünün bir görünümüdür. Hekimlerin asli yükümlülükleri arasında sayılan aydınlatma yükümlülüğünün ihlali hekim aleyhine tazminat istemi ile sonuçlanabilecektir. Hekimler tedavi öncesi ve sonrası gerçekleştirilen tıbbi bütün muameleler hakkında hastayı anlayabileceği ölçüde bilgilendirmek ve bilgilendirilmiş hastanın onamını almakla yükümlüdürler.

Hastalar sağlık hizmeti alacakları personeli seçme ve değiştirme haklarına sahip olup sağlık hizmetleri kısıtlı olduğu takdirde hastalar hizmette öncelik sırasını belirleme hakkına da sahiptir. Bununla birlikte konsültasyon isteme hakkı da personeli seçme ve değiştirme hakkı kapsamında değerlendirilmektedir. Dolayısıyla hastalar sağlık hizmeti alacakları hekimleri tercih etme ve danışmanlık alacakları yani konsültasyon isteyecekleri hekimin belirlenmesi konusunda tasarruf hakkına sahiptirler.

Hastaların tıbbi gerekliliklere uygun şekilde teşhis, tedavi ve bakım isteme hakları tıp hukukundaki tıbbi gereklilik koşulu ile aynı doğrultuda hem hukukilik şartı hem de hasta hakları kapsamında değerlendirilmektedir. Buna göre hastalara tıbben gerekli olmayan, aldatıcı bilgilerle ve yanıltıcı bilgilendirmelerle teşhiste bulunulamaz ve tedavi uygulanamaz. Bu durum görevi kötüye kullanma şeklinde ceza kanunu kapsamında suç teşkil eden bir eylem olabileceği gibi, mahkemeye dava açma yoluna gidildiğinde hekim aleyhine maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerinin kabul görmesi ile de sonuçlanabilecektir.

Hasta Hakları Yönetmeliği uyarınca "Tıbbi gereklilikler dışında hastanın vücut bütünlüğüne müdahale edilemez, bedeni ve akli mukavemetini azaltacak bir tıbbi işlem yapılamaz." Endikasyon koşulu olarak da adlandırılan bu koşul uyarınca tıbbi gereklilik asli bir unsur olup, tıbben gerekli olmayan bir müdahale hekim açısından haksız fiil ve sorumluluğun ihlalini teşkil edebilecektir. Bir vakıda ve Yargıtay Kararında bütün dişlerini çektirmek isteyen bir hastanın isteği doğrultusunda hastanın sağlam dişlerini de çeken bir diş hekimi kendisine karşı açılan davada tıbbi gereklilik olmadan tıbbi müdahalede bulunması nedeniyle tazminat ile sorumlu tutulmuştur.

Hekimler ve diğer sağlık personelleri, hastanın tedavisi için gerekli özeni göstermek durumundadırlar. Hastanın hayatı söz konusu olmasa dahi hastanın acı ve ızdırabını dindirecek muamele etmekle mükelleftirler. Hayati tehlike olmasa da hastanın en az acıyı duyacak şekilde tedavi görmesini 

Malpraktis

Bu alanda temelde malpraktis davaları öne çıkmaktadır. Malpraktis tıbbi uygulama hataları olarak da adlandırılmakta olup yalnızca hekimlerin değil hastanelerin de tedaviye yönelik uygulama hataları olması halinde malpraktis davaları söz konusu olabilmektedir. Örneğin hastane organizasyonunun tam ve gereğince sağlanamaması ya da hastanenin eksik organizasyonu nedeniyle tıbbi tedavi sonrasında noksanlık veya yanlışlık olması durumunda hastaneye dava açılması gibi bir durum olabilecektir.

Malpraktis sayılabilecek durumlar şu şekilde sıralanabilir; tanı hatası (yanlış tanı veya eksik tanı), teşhis hatası (yanlış teşhis veya eksik teşhis), tedavi hatası ve aydınlatma hatası. 

Aydınlatma

Aydınlatma hekimin hastayı tedavi konusunda bilgilendirmesi olarak adlandırılmaktadır. Aydınlatılmış bilgilendirilmiş hastanın rızasının alınması önemli bir hukukilik şartı teşkil etmektedir. Aydınlatmanın eksik olması, hiç veya gereği gibi bir aydınlatmanın yapılmaması bu konuda hastanenin yükümlülüğünü yerine getirmediğine bir örnek teşkil edebilecektir. Zira aydınlatma hekimin yükümlülüğü olmakla birlikte hastanenin de önemli bir yükümlülüğü sayılmaktadır.

Hastane eğer aydınlatma konusunda gerekli organizasyonu sağlayamaz, hastanın rızasının alınması noktasında hekim ile bir noksanlığa neden olursa hastaneye karşı hasta tarafından bir dava açılabilecektir. Bunun yanında hastanın tedavisi sürecinde hastanenin bir kusuru ile hasta zarar görmüş, beklenilen tedavi hizmetinin alınamamasının yanı sıra bedensel veya manevi olarak bir zarara uğramış ise hastaneye dava açması mümkündür.

Tazminat Davaları

Bu konuda zarara uğrayan bir hasta hastaneye karşı maddi tazminat davası ve manevi tazminat davası açabilir. Maddi tazminat davaları hastanın iyileşmek için yaptığı masraflar ve katlanmak zorunda olduğu giderleri ifade eder. Manevi tazminat ise hastanın elem acı kedere uğraması ve acı çekmesi nedeniyle bunun telafisi niteliğinde olan hakim tarafından kararlaştırılacak parasal bir miktarı ifade etmektedir. 

Hasta haklarına ilişkin hastane yükümlülüklerini ihlal nedeniyle açılacak tazminat davalarında usül oldukça önemlidir. Örneğin davanın açılma süresi hakkında zamanaşımı hususu ya da delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi en az davanın esası kadar önem arz etmektedir. (Tazminat davalarında süreye ilişkin yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.)

Ticari Davalar

Hastane davalarına bakan avukatların verdikleri hukuki hizmetlerin önemli bir kısmı da ticaret hukuku ve borçlar hukuku kapsamında verilmektedir. Medikal cihazların ve sağlık hizmetinde kullanılan araç ve gereçlerin alımı ve kullanılması ile ilgili sözleşmeler ile bu konudaki hukuki ihtilaflar ticari davaların konusunu oluşturmaktadır. Sağlık hizmeti veren özel hastaneler ve sağlık merkezleri bir ticari işletmeyi ilgilendiren birçok konuda hukuki uyuşmazlık yaşayabilmekte, ticari ilişki içerisinde bulundukları taraf ile ticari tazminat talebi söz konusu olabilmektedir.

İş Davası

Hastaneler ve sağlık merkezleri bakımından hekimler, sağlık personeli, temizlik personeli gibi çalışanlarla iş sözleşmelerinin akdedilmesi ve sonrasında yaşanan iş uyuşmazlıkları iş hukukunun konusunu oluşturmaktadır. İş ilişkisine dayanan hukuki ihtilaflar ile ilgili görevli mahkemeler iş mahkemeleridir. İş kazası ve meslek hastalığı dışındaki iş uyuşmazlıklarında arabuluculuk yoluna başvurulması dava şartı olarak kabul edilmiştir.

Sonuç olarak, hastane davalarına bakan avukat, sağlık hukukuna dair çeşitli konularda çalışmış, sağlık hukuku ve ticaret hukuku gibi alanlarda ilgili mevzuat hükümlerini iyi derecede bilen, doktora ya da hastaya avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti vermiş olan bir avukattır. 

Mesaj Bırakın

İletişim Bilgilerimiz

Mail Yazın ali@istlegal.com

Bize Ulaşınİstiklal Cd. No: 189 Kat: 5 Taksim 34200 Beyoğlu / İstanbul

Hemen Arayın +90 (530) 100 90 89

Bu sayfayı paylaş :